Duyuru

Duyuru Module
Collapse
1 of 2 < >

Merhaba

Merhaba, öncelikle Sevgi ve Aşk Forumları Sevgi.name.tr sayfamıza hoşgeldiniz. Lütfen daha çok özellikten yararlanmak için bir üyelik alınız.
2 of 2 < >

Duyuru

Merhaba, Sevgi ve Aşk Forumları tekrar uzun bir aradan sonra yayın hayatına başladı. Eski mesajlarınızı görebilir ve bu mesajlara cevap yazabilirsiniz.
See more
See less

Nietzsche'nin bazı sÖzleri......

Page Title Module
Move Sil Collapse
X
Conversation Detail Module
Collapse
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Nietzsche'nin bazı sÖzleri......

    Yoldaşlar arar yaratıcı ve hasat arkadaşları: cunku ona gore herşey olgun hasat icin. Ama yuz orağı yok onun: Bu yuzden yolar başakları ofkeli ofkeli. Yoldaşlar arar yaratıcı, oraklarını bilemesini bilen yoldaşlar. Yıkıcılar denecek onlara, iyi ile kotuyu hor gorenler denecek. Hasatcılar ve şenlik edenler onlar halbuki. Kendi gibi yaratıcılar arıyor Zerduşt, hasat arkadaşları ve şenlik arkadaşları arıyor: Surulerle, cobanlarla, cesetlerle işi ne Zerduştun! Ve sen benim ilk yoldaşım, hoşcakal! Ağacının kovuğuna guzelce gomdum seni, guzelce sakladım seni kurtlardan. Ama veda ediyorum şimdi sana, zira vakit erişti. Bir seherle obur seher arası yeni bir gercek ayan oldu bana.
    Nietzsche
  • #2

    Zavallı İnsanlık! - Beyindeki kanın bir damla fazla ya da az olması, yaşamımızı tarif edilemeyecek kadar perişan ve zor hale sokabilir. oyle ki, Prometheus`un akbabadan cektiği acıdan daha fazlasını bu bir damla kandan cekeriz. Ama insan nedenin damla olduğunu bile bilmeyip, "şeytan!" ya da "gunah!" diye duşunurse, en korkunc durum işte o zaman ortaya cıkar.
    Nietzsche

    Comment

    • #3

      Bugune değin iyi ve kotu uzerine en berbat duşunceler ortaya kondu. Bu, her zaman cok tehlikeli bir şey oldu. Vicdan, iyi bir şohret, cehennem; durumuna gore polisin bizzat kendisi onyargısızlığa izin vermiyordu ve vermiyor. İşte gunumuz ahlakı uzerine, her otorite karşısında alınan tavırda olduğu gibi, duşunmemek, pek de konuşmamak gerekiyor. Burada itaat edilir! Dunya var olduğundan bu yana hicbir otorite kendisinin eleştiri konusu yapılmasına istekli gorunmemiştir. Hele ahlakı eleştirmek, ahlakı bir sorun, sorunlu bir şey olarak ele almak: Nasıl olur? Bu ahlak dışı değil miydi -şimdi değil mi?- Ama ahlak, kendisinden eleştiren elleri ve işkence aletlerini uzak tutmak icin sadece her turlu korku aracına hukmetmekle kalmaz: Onun guvencesi, kullanmasını cok iyi bildiği bir tur goz boyama sanatında yatar, -nasıl "coşturacağını" bilir. Sık sık, tek bir bakışla eleştirici iradeyi felc etmeyi, hatta kendi tarafına cekmeyi başarır. Onun kendine karşı tavır almasını başardığı durumlar da var: Bunun sonucunda irade, tıpkı bir akrep gibi kendini sokar. Ahlak, ta başlangıctan veri ikna etme sanatındaki butun şeytanlıkları bilir. Bugun bile onun yardımına başvurmayan hicbir konuşmacı yoktur.

      Nietzsche

      Comment

      • #4

        Pazar yerinden ve şandan uzakta yer alır buyuk olan her şey. Hep pazar yerinden ve şandan uzakta barınmıştır yeni değerler yaratan. Yalnızlığına kac dostum: goruyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş. Sert ve sağlam bir havanın estiği yere kac! Yalnızlığına kac! Sen kucuk ve acınacak kişilere pek yakın yaşadın. Onların goze gorunmez oclerinden kac! Onlar sana karşı ocden başka bir şey değildirler. Artık el kaldırma onlara! Sayısızdır onlar, hem senin yazgın sinek kovmak değildir ki...

        Nietzsche

        Comment

        • #5

          Aşk ve nefret kor değillerdir ama kendileriyle birlikte taşıdıkları ateş yuzunden kor olmuşlardır.
          Nietzsche

          Comment

          • #6

            Nietzschenin şiiri....

            Ariadne'nin Yakınması
            Kim ısıtır kim sever beni daha?
            Sıcak eller uzatın bana!
            Yurek mangalları uzatın bana!
            Vurulup duşurulmuş cırpına cırpına
            can cekişenler gibi ayakları ovuşturulan
            sarsılmışım ah! Bilinmeyen ateşlerle yana yana
            sen peşimdesin ey Duşunce!
            Adlandırılamaz! Acıklanamaz! İğrenc!
            Sen ey bulutların ardındaki avcı!
            Yerle bir olmuşum senin şimşeklerinle
            sen alaycı goz dikmişin gozunu bana karanlıklardan!
            Yatıyorum oyle
            kıvrılarak cırpınarak işkencesiyle
            butun sonsuz ezaların
            vurdun beni
            sen ey zalim avcı
            sen ey tanınmaz - T a n r ı...
            ur daha derine vur!
            Bir kez daha haydi vur!
            Kopar parcala bu yureği!
            Niye bu işkence
            korelmiş oklarla?
            Neye goz koydun boyle
            usanmadın mı bu insan işkencesinden
            acı vermekten haz duyan Tanrı şimşeği gozlerle?
            oldurmek değil istediğin
            yalnızca eziyet eziyet etmek mi?
            Bana - niye eziyet ediyorsun
            sen ey acı vermekten haz duyan tanınmaz Tanrı?

            Ha ha!
            Usul usul sokuluyorsun
            boylesi gece yarısında? ...
            Ne istiyorsun?
            Konuş!
            ustume geliyorsun sıkıştırıyorsun beni
            Ha! cok yaklaştın yanıma!
            Soluğumu duyuyorsun
            yureğimi dinliyorsun
            kıskanc seni!
            - neden kıskanıyorsun beni?
            Git! Defol!
            O merdiven de niye?
            İceri mi girmek istiyorsun
            yureğime tırmanmak
            en mahrem
            duşuncelerime tırmanmak?
            Utanmaz! Tanınmaz! Hırsız!
            Ne calmak istiyorsun?
            Ne gozetlemek istiyorsun?
            Ne işkencesi etmek istiyorsun?
            Sen ey işkenceci!
            sen - Cellat - Tanrı!
            Yoksa kopek gibi
            taklalar mı ataydım karşında?
            teslim mi olaydım kendimden gecerek
            sevginle - sırnaşarak?

            Boşuna!
            Surdur batırmanı!
            Zalim diken!
            kopek değilim - avınım yalnızca senin
            zalim avcı!
            en gururlu esirinim
            en ey bulutların ardındaki haydut...
            Konuş artık!
            Ey şimşeklerin ardına gizlenen! Tanınmaz! konuş!
            Ne istiyorsun ey Eşkiya... b e n d e n?

            Nasıl?
            Fidye mi?
            Ne istiyorsun fidye diye?
            cok iste - boylesi yaraşır gururuma!
            ve az konuş - boylesi yaraşır oteki gururuma!

            Ha ha!
            Beni - istiyorsun ha? beni?
            herşeyimle beni? ...
            Ha ha!
            Ve işkence ediyorsun bana delisin ya işte
            gururumu kırıyorsun işkencenle?
            S e v g i ver bana - kim ısıtır ki beni daha?
            kim sever ki beni daha?
            sıcak eller uzat bana
            yurek mangalları uzat bana
            bana yalnızların en yalnızına
            buzunu ver ah! yedi kat donmuş buz
            duşmanları bile
            duşmanları ozlemeyi oğreten
            ver evet teslim et
            ey zalim duşman
            bana - k e n d i n i!

            Kacıyor!
            Bu kez o kacıyor
            tek yoldaşım
            en buyuk duşmanım tanınmazım benim
            Cellat-Tanrım benim! ...

            Hayır!
            gel geri!
            butun işkencelerinle birlikte geri gel!
            Butun gozyaşlarım
            sana akıyor
            yureğimin son alevi
            seni aydınlatıyor.
            Gel geri gel
            tanınmaz Tanrım! A c ı m benim!
            son mutluluğum benim! ...

            aLıntı.

            Comment

            • #7

              İnanclar hakikat duşmanları olarak yalanlardan daha tehlikelidir. Hoşlanmadığımız bir duşunceyi one surduğu zaman bir duşunuru daha sert eleştiririz. Oysa bizi pohpohladığında onu daha sert eleştirmek uygun olacaktır.

              Sahip olunması zorunlu tek şey var: Ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh...

              Tum idealistler hizmet ettikleri davaların her şeyden once dunyanın tum oteki davalarından ustun olduğunu duşunurler. Kendi davalarının biraz olsun başarılı olması icin bu davanın tum oteki insan girişimlerine gerekli olan aynı pis kokulu gubreye acıkca ihtiyacı olduğuna inanmak da istemezler.

              Bir kez yurunmuş bir yola duşenlerin sayısı coktur hedefe ulaşan az ..

              Kucucuk bağışlarla buyuk mutluluklar kazanmak buyukluğun bir ayrıcalığıdır.

              İnsan diğer insanlardan hicbir şey istememeye onlara hep vermeye alıştığı zaman elinde olmadan soylu davranır.

              Acıların boluşulmesi değil sevinclerin boluşulmesidir dostluğu yaratan ...

              Bir şeyden hoşlanmaktan soz edilir aslında doğrusu bu şey aracılığıyla kendinden hoşlanmaktır.

              Kendinden hic soz etmemek cok soylu bir ikiyuzluluktur.

              Hakikatin temsilcisinin en az olduğu zaman onu dile getirmenin tehlikeli olduğu zaman değil can sıkıcı olduğu zamandır.

              Doğa bize aldırmadığından doğanın ortasında kendimizi oyle rahat hissederiz ki ...

              Uygarlaşmış dunya ilişkilerinde herkes hic değilse bir konuda kendini başkalarından ustun hisseder. Genel iyiyureklilik buna dayanır. cunku durum elverirse herkes yardım edebilir o halde bir utanc duymaksızın bir yardımı da kabul edebilir.

              Yapacak cok şeyi olan insan inanclarını ve genel duşuncelerini hemen hemen hic değiştirmeksizin korur. Aynı şekilde bir ulkunun hizmetinde olan her insan ulkunun kendisine artık hic kulak asmaz; onun buna zamanı yoktur. Demem şu ki ulkusunun hala tartışılabilir olmasından yana olmak cıkarına aykırıdır.

              İnsan dilediği kadar bilgisiyle şişinip dursun dilediği kadar nesnel gorunsun boşuna ! Sonunda her zaman ancak kendi yaşam oykusunu elde edecektir.

              İnsanların tarih boyunca farkına vardıkları aşılmaz zorunluluk bu zorunluluğun ne aşılmaz ne de zorunlu olduğudur.

              Bugun artık kimse olumcul hakikatlerden olmuyor; cok fazla panzehir var.

              Uygarlık tarafından yokedilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık cağını yaşıyoruz.

              Sevilmiş olma isteği kendini beğenmişliklerin en buyuğudur.

              İnsanları şiddetle kendi uzerine ceken bir oyunu her zaman kendi lehine cevirmiştir.

              cok duşunen ve uygulamalı duşunen kendi maceralarını kolayca unutur ama başından gecenlerin cağrıştırdığı duşunceleri hic unutmaz.

              Biri kendi duşuncesine bağlı kalır; cunku ona kendi kendine ulaşmış olduğunu sanır. oteki ise onu zahmetle oğrendiği ve onu anlamış olmakla ovunduğu icin bağlıdır duşuncesine. Sonuc olarak her ikisi de kendini beğenmişlik ...

              İcine doldurulacak cok şey olduğu zaman gunun yuzlerce cebi vardır.

              Bir duşmanla savaşarak yaşayan kişinin duşmanını hayatta bırakmakta yararı vardır.

              Acıklanmamış karanlık bir konu apacık bir konudan daha onemli sanılır.

              Sadece karşıtları cansıkıcı olmayı surdurdukleri icin arada bir bir davaya bağlı kalırız.

              Bir insan kendini hep cok buyuk işlere adadığında onun başka bir yeteneğinin olmadığı pek gorulmez.

              Acıkca buyuk amaclar tasarlayan ve daha sonra bu amaclar icin oldukca yetersiz olduğunu gizlice kavrayıveren kimse coğu zaman bu amaclardan vazgececek kadar da guclu de değildir. İşte o zaman ikiyuzluluk kacınılmazdır.

              Gur ırmaklar kendileriyle birlikte bir cok cakıl ve calı cırpıyı da surukler; guclu ruhlar da bir cok aptal ve mankafayı.

              Bir insanın gercekten ele almış olduğu duşunce ozgurluğu ile onun tutkuları ve hatta arzuları da gizli gizli kendi ustunluklerini gostereceklerini sanırlar.

              Bir insan yoğun ve kılı kırk yararak duşunduğu zaman sadece yuzu değil govdesi de cekinceli bir havaya burunur.

              Ruh arayanda hic ruh yoktur.

              İnsan yığınlarının davranış bicimlerini onceden kestirmek icin onların guc bir durumdan kendilerini kurtarmak icin hicbir zaman cok onemli bir caba gostermediklerini kabul etmek gerekir.

              İnsan kahkahalarla gulduğu zaman kabalığı ile tum hayvanları geride bırakır.

              Eylem ve vicdan genellikle uyuşmazlar. Eylem ağactan ham meyveleri toplamak isterken vicdan onları gereğinden cok olgunlaşmaya bırakır ta ki yere dokulup ezilinceye kadar.

              Aşk ve nefret kor değillerdir; ama kendileriyle birlikte taşıdıkları ateş yuzunden kor olmuşlardır.

              İnsan hatasını bir başkasına itiraf ettiğinde unutur onu; ama coğu kez oteki kişi bunu unutmaz.

              Alev başka şeyleri aydınlattığı kadar aydınlatmaz kendini. Bilge de boyledir.

              Bir konu hakkında hazırlıksız sorguya cekildiğimizde aklımıza gelen ilk duşunce coğu zaman bizim kendi duşuncemiz değildir; ama bizim sınıfımıza konumumuza ve soyumuza ait olan sıradan bir duşuncedir sadece. oz duşunceler pek ender olarak su yuzune cıkarlar.
              Bizzat kendimizde olan bir değeri ovduğu okşadığı zaman mucizeyi de usdışını da kabul ederiz.
              Yarı-bilim tam bilimden daha ustundur. O sorunları olduklarından daha kolay gorur ve bununla goruşunu daha anlaşılır daha inandırıcı kılar.

              cok duşunen partici olmaya uygun değildir; o parti arasında duşuncesini cok cabuk sızdırır.

              Kotu belleğin iyi tarafı aynı şeylerden bir cok kez ilk kez gibi yararlanmaktır.

              Bir kurbanın yoldaşı o kurbandan daha cok acı ceker.

              NIETZSCHE

              Comment

              • #8

                [U][COLOR="DarkRed"][B]Yollar"


                İnsanlığı buyuk tehlikelere sokan hep sozde "kısa yollar" oldu daha kısa bir yolun bulunduğu haberlerinin sevinciyle hep yllarından ayrılıyorlar... ve yolunu kaybediyorlar.


                Hepimizin Akılsızlığı Nerde Yatıyor


                Biz h

                Comment

                • #9

                  Daha oncede bi cok yerde okuduğum sozler dikkat ederseniz yazılan her sozde bi inancsızlık var bu onların soğlediklerinin doğru olduğu anlamına gelmez

                  Comment

                  Working...
                  X