Duyuru

Duyuru Module
Collapse
1 of 2 < >

Merhaba

Merhaba, öncelikle Sevgi ve Aşk Forumları Sevgi.name.tr sayfamıza hoşgeldiniz. Lütfen daha çok özellikten yararlanmak için bir üyelik alınız.
2 of 2 < >

Duyuru

Merhaba, Sevgi ve Aşk Forumları tekrar uzun bir aradan sonra yayın hayatına başladı. Eski mesajlarınızı görebilir ve bu mesajlara cevap yazabilirsiniz.
See more
See less

Evlilik Üzerine İbretlik Hikayeler !

Page Title Module
Move Sil Collapse
X
Conversation Detail Module
Collapse
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Evlilik Üzerine İbretlik Hikayeler !

    [CENTER][FONT="Monotype Corsiva"][SIZE="4"]BuYu

    Tam bir aşk evliliği yapmışlardı. mantık yanlarına hic uğramamıştı. pınar universitede okurken tanıştığı yamanı ilk gorduğunde beğenip aşık olmuştu.tıpkı filmlerde olduğu gibiydi herşey. guzel kızla yakışıklı oğlan nihayet karşılaşmışlar bakışmışlardı ve her şey o anda başlamıştı.yamanın yosun yeşili gozleri pınarın zeytin gibi simsiyah gozleriyle buluştuğunda ikisininde aklı devre dışı kalmış hic bir şeyi duşunmemişlerdi.aileler nasıl terbiye etmişlerdi? birbirlerini de olumlu olumsuz huylar varmıydı? aileler anlaşabilirmiydi? onlarla akraba olacağız. anası babası nasıl insanlardı? benim aile yapıma uyarmı? canları istedikce gelip mutluluğumuza limon mu sıkarlardı? hic birini duşunmediler ve evlendiler.cunku butun aşıklar gibi onlarda bizim aşkımız başka aşklara benzemez birbirimize olan aşkımız son nefesimize kadar yeter diye duşunuyorlardı.

    falcı kadın yerdeki suyun icine sessiz ve dikkatlice bakarken pınar dalıp gitmişti. kadının cık cık sesiyle kendine geldi. falcı kadının evi cok şık doşenmişti. iyi para kazanıyor olmalı diye duşundu. pınar " eh benim gibi aptallar olduğu surece daha cok kazanacakları" diye kendi kendine kızdı. cahil kultur seviyesi duşuk insanlar gider falcıya diye konuşurken buyuk konuşmuştu besbelli.işte universite mezunu entel dantel pınarda gelmiş falcının ne soyleyeceğini bekliyordu.gelirken tanınmamak icin başına ortu gozune guneş gozluğu takmıştı. ikinci adresi falcılar olan teyzesinin kızı başını ortmene gerek yok. camiye gitmiyoruz demişti.falcıya gelmeyi kendine yakıştıramıyordu. ama denize duşen yılana sarılırdı. caresizlik onu buraya kadar getirmişti işte.

    bir kac gun once evini temizleeyen kadın dış kapının en ust koşesine yapıştırılmış arapca yazılmış bir dua bulmuştu. ikiside evirip cevirip bakmışlar her ikside bir anlam veremeimşti. annesine sordu onlarda bilemediler. icine bir kurt duşmuştu pınarın. acaba birileri eşiyle ayrılması icin buyumu yapmıştı. son zamanlarda eşiyle iyice kavga eder olmuşlardı zaten. teyzesinin kızıda bu senin mutluluğunu bozmak icin yapılmış bir sihir olabilir diyerek pınarı ikna etmeyi başarmıştı.falcı kağıda bakıp yuzunu ekşitmiş " buyu yapmış biri sana bakalım hangi vicdansız yapmış..." deyip yere bir su koyarak başına oturmuştu.

    uzun zamandırda suya bakıp duruyorduki nihayet başını kaldırdı. ve dikkatlice pınara bakıp "kocanın yakın akrabası orta yaşlı bir kadın sana bu ayrılık buyusunu yaptırmış."

    "kim olabilir ki?

    "aranızı bozmak istemem ama kocanın cok yakın akrabası."

    "kayın validem olamaz değilmi?"

    "soylemek istemiyordum ama malesef kayınvaliden yaptırmış yanında sen yaşlarında bir kadın daha var. uzun boylu"

    "oda gorumcem desem..gorumcem orta boylu ama."

    "canım uzun dediysek oyle cok uzun boylu değil orta boylu sayılır.kısa boylu değil demek istedim yani."

    "ama onlarla aram cok iyi neden bole bişeyi yapsınlar."

    "sen cok gencsin. bilmessin insanların icindeki hinlikleri. bu buyunun bozulması lazım. ama bu sana pahalıya patlar."

    pınar zaten bildiği icin bu tur şeyleri hazırlıklı gelmişti. parayı odeyip buyuyu bozdurdular. fakat gittiğinden daha kotu olmuştu şimdi. icindeki ses "onlar yapmaz" desede diğer icindeki ses "falcı kadın gordu işte herşeyi" diye fısıldıyordu. bundan sonra onlara karşı nasıl davranmalıydı. evde yalnız başına baya bi duşundu. galiba en mantıklısı onlara artık mesafeli davranmaktı. ama nasıl? yaman annesine ve kız kardeşine aşırı duşkundu. haftada mutlaka 1 defa kendileri giderler arada da onlar gelirlerdi.nasıl yapmalıydı?

    kendi erkek kardeşi annesi 2 laf etse 3uncude annesine bağırır cağırır kalbini kırardı. oysa kocasının pınarın annesine karşı byuyuk bir sevgisi ve saygısı vardı. o boyle duşunceli bir şekildeyken kocası yaman geldi. ve sanki olanlardan haberi varmış gibi annesi gile gitmeyi teklif etti. pınar buna karşı cıkıpta sudan bahaneler uretince yaman kızdı ve kavga etmeye başladılar. yaman eşini daha fazla kırm
  • #2

    YILLAR SONRA

    Mine hanımın gozleri yerdeydi.
    işre uzun bir ayrılıktan sonra yine karşındayım. Bana kırgın olduğunu biliyorum. ne zamandır yanına gelemedim. gelemedim; cunku hem gelmeye yuzum yoktu hem gecmişle yuzleşmeden gelmek istemedim. artık herşey halloldu. Bugun itiraf gunu.

    mine hanım yutkundu soze nerden başlayacağını bilemez gibiydi.

    seninle yaşadığımız yirmi yıllık evlilikten sonra aramıza giren ayrılık aklımı başıma getirdi. şimdi sana herşeyi anlatacağım. neden sevgine karşılık vermediğimi yanındayken dalıp giden gozlerimin sebebini oğreneceksin bugun. sen affedecekmisin beni bilmiyorum ama sen affetsende affetmesende ben kendimi asla affetmeyeceğim.

    gozlerine ani bir sel baskını gibi hucum eden yaşlar bir sure konuşmasına engel oldu. sakinleşince yeniden konuşmaya başladı.

    bundan 21 yıl once başladı herşey. 19 yaşındaydım. benim gelin cıktığım yeşil renkli evde oturuyorduk. tam bir cevre dostu olan babam o yıl evimizi acık yeşile boyamıştı. evimizin onunden gecenler bizim bahcedeki rengarenk acmış ciceklere bakmaktandurup hanımelilierin gullerin mis gibi kokusunu koklamaktan kendilerini alakoyamıyorlardı.

    o yaz komşumuz ayşe teyse olunce cocukları evi kiraya verdiler. işte nolduysa o zaman oldu. kiracının askerden yeni gelmiş olan cok yakışıklı bir oğlu vardı. bahcede balkonda konuşurken birbirimize tutulduk.6 ay kadar goruştuk. bazen cay bahcesinde buluşuyor evlenince kac cocuğumuz olacağından bahsediyorduk. bir gun ailece gelip evimize beni istediler. babam duşunelim kızında bi fikrini alalım bile demeden cevabını hemen verdi."hic mumkun değil. olmaz" dedi. onlar gidincede hayır deme sebebini acıkladı. fehmiyi iki kere yere tukururken 1 defada sigara paketini yola atarken gormuş. cevreye saygısı olmayanın insanada saygısı olmazmış. fehmiye kacalım dedim. fehmi kabul etmedi. kusuştuk ayrıldık.

    1 ay sonra babam bahceyi gostermek bahanesiyle seni gormem icin eve davet etti. sen gidincede bi guzel seni ovdu."cevre derneğinde gonullu calışıyor. efenditerbiyeli calışıyor.tam evlenilecek adam" dedi.o zamanlar aklım dahala fehmide olduğu icin ilgilenmedim seninle. babam kararını vermişti. beni sana verdi. bende fehmiye kızgın olduğum icin kabul ettim.gozum komşuda ağlayarak cıktım ana evinden.

    sen iyi bir eştin. bana cok iyi davrandın. ama ben kıymetini bilemedim.aklım fehmideydi. sık sık annemlere gider 1 saniye bile olsun onu gorebilmek icin balkondan iceri girmezdim. fakat 1 yıl sonra oda evlendi. başka bir şehre yerleşti. aileside oturdukları ev satılınca evi boşaltıp başka yere taşındılar. yıllar gecti. ama icimdeki ona olan sevgi kullendi ama hic sonmedi. yada ben istemedim sonmesini. evde gunduzleri sigaramı yakar ayrılık muzikleri dinlerdim hep. o yuzden senin sevgine karşılık veremedim."seni seviyorum" derdin ama ben bir kere bile olsun "ben de" demedim. biliyorum hep sen bunu benden duymak icin hayatını verirdin. ama ben sana hic soylemedim.

    sen gittikten bir yıl sonra ondan haber aldım. yıllar onceki gibi aynı cay bahcesinde buluştuk.konuştuk. karısından ayrılmış. yalnız başına yaşıyormuş. bende yalnız olunca hic duşunmeden evlendik.

    mutluluğum kısa surdu. hemde cok kısa. evliliğimin daha ilk gununde hayal kırıklığına uğradım.benim hayallerimdeki romantik prensim aslında kaba bencil bir adammış. 20 yıllık bir aşk anında sonuverdi.evliliğede ancak 1-2 ay dayandım.

    mine hanım yeniden ağlamaya başladı. sakinleşince devam etti.

    senin kıymetini ne kadar harika biri olduğunu o zaman anladım. bir hayall uğruna senin ve sevginin kıymetini bilemedim. bunları soylemek icin gec kaldım biliyorum. sen bana ve 2 cocuğumuza her zaman iyi bir eş ve iyi bir baba oldun. her zaman bize cok değer verdin. şimdi seni cok arıyorum.

    mine hanım yere comeldi.

    bugun buraya aslında bir tek şey icin seni sevdiğimi soylemek icin geldim. "seni seviyorum. cok ama cok seviyorum." beni affet... sen affetsende ben kendimi affetmeyeceğim. ama sen beni affet..

    sonra kocasının kabri userine kapanıp hıckıra hıckıra ağlamaya başladı. başını kaldırdığında kabrin toprakları gozyaşından sırılsıklam olmuştu. yanında getirdiği bir gul fidanını dikti. ve sessizce kabristanı terketti.

    Pırıl pırıl utulu giysili misler gibi parfum kokulusacları taralı dişleri fırcalanmış adamı kadını sevmek kolaydır.Aslında aşk aynı insanı sabahın koru uykudan uyandırdığındaki en sinirli hali ile de kabuledebilmek aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek diz yapmış pijamalarla kanapede yastıklara sarılıp sızmışken bile şevkatle okşayabilmektir.

    Buna katlanamayanlar zaten aşık değillerdir.Bu durumda evlilik hoşlandığın insana karşı olan duygularını olduruyor diyebiliriz.Zira aşıksan aynı havayı solumak bile zevk verir. hep beraber olmak istersin. banyodan gelen su sesi bile onun evde olduğunun işaretidir ve huzur verir.utulediğin gomleğin ona ne kadar cok yakışacağını duşunursun.Pişirdiğin yemeği ne cok seveceğini hayal edersin.Bin tane ayakkabısı varken binbirinciye sahip olmaktan mutlu olacak diye istediğin gomleği satın almaktan vazgecersin.Zamanla almaktan cok birşeyler vermekten mutluluk duyduğunu keşfedersin.Eğer kadın evlilikte ikinize yemek pişirecek dolabı duzenleyip utuyu yapacak bir anne olacak goruluyorsao kadının saclarının hic yağlanmadığı ve adamın geceleri terlemediği duşunuluyorsa asla kavga edilmeyecek ve lavabo tamir edilirken dahi guluşup opuşulecek zannediliyorsa zaten beklenti bir evlilik değil bir amerikan filmini yaşamaktır.Bu hayallerle yola cıkıldığında damat ilk gece gelinin saclarından onbin firkete sokmeye calıştığında gelin ise damat firketeleri cıkaramayıp ”s…..m boyle kuaforu” diye soylendiğinde zaten evlilik sandıkları şey catırdamaya başlayacaktır.Evlilik; sadece aşk değildir.Evlilik; ev arkadaşlığı kankalık sırdaşlık ortak hesaba sahip mudilik ayrı kokenlerin birleşmesi başı hatırlanmayan bir akrabalık ilişkisidir.Aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar ama zaten tek başına ayakta tutamaz.Aşıksanız ateşli sevişmeler yaşarsınız ama kış akşamları evde konyak icip geyik yapamayabilirsiniz.Hala canınız sıkıldığında onu değil de annenizi arıyorsanız yalan olmuştur o evlilik.Aşk evlilikte gider gelir. halıya kola doktuğunde aşk biter ama o halıyı temizleyebilirse gene aşık olunur.O aradaki sinir evresini aşabilenler ellinci yıla kadeh kaldıranlardır.Tahammul edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık evliliğin yalan olduğuna inanacaklardır.Zafer direnenlerin olur.


    Can DuNDAR

    Comment

    • #3

      KuSKuN GELİN

      Babamın dayısı halit dayıyı gormeyeli epeyce zaman olmuştu. Yılların onun
      uzerinde bıraktığı etki sadece saclarındaki beyaz tellerdi. yuzu sanki hic
      değişmemişti. iri gozleri pırıl pırıl parlıyor yanaklarıda hala elma gibi
      kıpkırmızı. hali t dayı guleryuzlu şakacı hoşsohbet bir insandır. ben onun
      encok konşurken sohbetinin arasına şiirler serpiştirmesini severim. benim
      hikaye yazdığımı duyunca babama " bizim gelinin hikayesini mutlaka
      anlatmalıyım eminim hoşuna gider" demiş. derken babamla birlikte bana
      geldiler. cayını icerken anlatmaya başladı.

      "tarlayı taşlı yerden kızı kardeşli yerden al diye boşa solememiş
      atalarımız. bizim oğlana cok dedim ama baba nasihati dinlemedi.alacağın kız
      baba otoritesi ağabey baskısı gormeli. kavga hakaret kufur nedir? az cok
      bilmeli. yani hayatın gerceklerinden haberi olmalı dedim. cunku oğlum oyle
      ortamlarda buyudu. davul bile dengi dengine değilmi? o ne yaptı? bula bula
      bir kibar bir ailenin cıtkırıldım kızını buldu. bu kız bizim ailemize gore
      değil dedim seviyorumaşığım ondan başkasıyla evlenmem dedi. kız esmer
      guzeliymiş tam istediği gibiymiş. oğlum yuzu guzele doyulur da huyu guzele
      doyulmaz dedim. huyuda guzel dedi. ona cok sevdiğim bi şiiri okudum.

      deh dedinmi yurudumu at
      tut dedinmi tuttumu evlat
      eğer birde guzel huyluysa avrat
      ne işin var duğun evinde
      duğun senin evinde
      gir oyna cık oyna

      guldum şiir hoşuma gitti. dur dedi daha devamı var. bitmedi.

      deh dedinmi yurumedimi at
      tut deyince tutmadımı avrat
      eğer birde cirkin huyluysa avrat
      ne işin var olu evinde
      olu senin evinde
      gir ağla cık ağla

      oğlum şiirden işine geleni anladı. aşığın gozu kor olduğu gibi kulağıda
      sağırmış meğerse. benim evim duğun evi olacak baba hic merak etme dedi.
      allah biliyor kalbimi kızı istemeye giderken vermezler inşallah diye dua
      ettim. oğlanın tahsilimi etkili oldu yoksa kızlarının arzusunamı karşı
      gelemediler bilmiyorum hic nazlanmadan evet dediler.

      duğunden once cektiğimiz sıkıntıları maddi olarak ne kadar zorlandığımızı
      burda anlatmıyacağım. kısaca dunurlerimiz sayesinde adını hic duymadığımız
      markaları ve markalı mobilyaların bizim mahallede bir ev fiyatına olduğunu
      oğrenmiş olduk. boyumuzca borca batıpelimizdeki butun imkanları seferber
      edip oğlanı evlendirdik. şoyle bir oh cekip dinlenelim demeye kalmadı
      duğunden uc gun sonra oğlum bir karış suratla geldi. gelinimiz duğunde
      taktığımız takıları beğenmemiş ileri geri konuşmuş. bizim oğlanında zoruna
      gitmiş tartışmışlar. gencleri anlamak zor. ne zaman sevmeyi bitirdinizde
      kavgaya sıra geldi.

      gelin ayıp etmiş doğrusu. bizim halimiz durumumuz belli. bor harc evi onun
      istediği gibi doşedik. bunun uzerine tantanalı bir duğun masrafıda
      eklenince takı almak icin borcu iyice kabartmayı gozumuz kesmedi. dort tane
      bilezik taktık. bir kac ince bilezikle duğunu ucuz yollu
      hallettiniz.altınıartık koyluler takıyor. ben pırlanta set
      takacağınızı zannetmiştim.
      demiş.a benim guzel gelinim biz evladımız buyuttuk yetiştirdik koca adam
      ettik sana verdik. biraz sabırlı olsaydın o sana altında alırdı
      pırlantada. yok şimdiki genclerde sabır diye bişey yok. tabii bu
      duşunduklerimi oğluma soyleyemedim. yangına korukle gitmiyim yuvasında
      mutlu olsun duşuncemle gelini haklı cıkardım. evlilikte olur boyle şeyler.
      hem onun etrafındaki insanlar pırlanta takan insanlar. ona gore davranmalı
      ve duşunde ona pırlanta takmalıydık. gelini mahcup ettik haklı git ozur
      dile deyip evine yolladım.

      bir hafta gecti. bizim oğlandan ses seda yok. akşam evini aradım. telefona
      gelin cıktı. nasılsın kızım diye sordum konuşmadan doğru oğluma
      verdi. durumdan şuphelendim. oğluma hal hatir sorduktan sonra gelin nasıl
      dedim. bir haftadır kus konuşmuyor dedi. ozur dilemedinmi diye kızdım.
      dilemiş ama tartışırken ağır konuştuğu icin gelin oonu affetmemiş. oğlumun
      sesi cok kotu geliyordu.oldum olası kimseyle kus duramazdı. annesi ona kızsa
      ve bir beş on dakka onla konuşmasına annesine " anne beni dov ama nolursun
      kusme" diye yalvarırdı. oğluma git cicek felan alda gonlunu yap deyip teli
      kapattım.

      her evlilikte kuskunlukler olur. karımla bizde birbirimize kırılıp
      kustuğumuz zamanlar olmuştur. kusupte barışmanın tadi hic bişeyde yoktur.
      barıştığımız zaman yeni evliler gibi oluruz. fakat oyle uzun kus
      kalamayızki. 1 yada 2 gun. 3. gune kalmaz. rahmetli babam dinimizde uc
      gunden fazla kus kalmak yok. 3 gunu kus gecirdiğin zaman gunaha girersin
      derdi. neyse ertesi gun barıştılarmı diye merak ettim. oğlumun iş yerini
      aradım. eşine gul almış. onu yemeğe cıkarmış barışmışlar. nasıl sevindim
      anlatamam. cocuklar evlenirken anayı babayı dinlemiyorlar ama sorubları
      olduğunda buna anne ve babayıda ortak ediyorlar.

      barışmalarının ustunden 15 gun gecmiştiki oğlum yine bi karış suratla geldi.
      yine tartışmışlar. oğlumu kablıkla suclamış. " bana su getir cay yap diye
      emrederek konuşamassın. lutfen yaparmısın diye konuşacaksın demiş.bu sefer
      gelin haklı ben biliyordum bu tur sorunlar oalcağını. kultur farkı ortaya
      cıktı. oğlanda haklı. bizim evde kimse yaparmısın edermisin tutarmısın
      diye dolaylı konuşmaz. neyse cocuk universitede yabancılarla konuşurken
      bunları oğrenmiş. kullanmasına kullanıyor ama sonradan orenilen dil ancak bu
      kadar olur. evde bizim evde konuşulduğu gibi konuşulur sanıyor. gelien bizim
      oğlan sen kıymet bilmez bi eşeksin demiş. gecenlerde duyduydum. şimdiki
      sevgiler cicek adıyla başlayıp hayvan adıyla bitiyormuş sozu meğersem
      doğruymuş. bu devirde aşklar cok hızlı yaşanıp bitiyor.

      bizim gelin bu sefer 2 ay kustu. sadece kocasına değil bizede kustu. bizim
      sucumuz nedir bilmiyorum ama herhalde sebep oplumuzu onun aile yapısına gore
      terbiye etmeyişimiz. boylece gelinimizin huyunu orenmiş olduk. gelin kusmeyi
      seviyor. o gun sonra daha cok kustu. 6 ay kusutğu zamanlar oluyordu artık.
      şimdi iki yaşında bir torunumuz var. oğlum karısının kusmelerinede evde
      ocağın ustune bırakılmış yemekleri ısıtıp yemeyede alıştı. işin kotu tarafo
      oğlum evini otel gibi kullanmaya başladı. gelin kusuyor o kendini gezmeye
      veriyordu. o geziyor parasını carcur ediyor diye gelin daha cok kuser
      oldu.oğlum karım kus nasılsa hesap vermiyorum diye daha cok geziyor daha cok
      para carcur ediyordu. bir kısır dongunun icinde donup duruyorlardı.

      gelinin uzaktan akrabası olan bir tanıdık geldi bize gecen gun. onun
      solediklerini duyunca şaşkınlıktan ağzım acık kaldı.bizim gelinin babannesi
      bir kere kocasına bir kusmuşve tam 30 yıl kocasıyla hic konuşmamış. beterin
      beteri varmışda bizim haberimiz yok.allahtan bizim gelinin kusme suresi 6
      ayı gecmemişti. insanoğlu kokune ceker diye boşa dememişler.

      sozunun bu kısmında halit dayının cayını tazalemek icin ayağa kalktım. halit
      dayı cayından ir yudum aldı ve devam etti;

      bir gun bizim oğlan geldi. baba arık ben dayanamıycam boşancam dedi. iyi
      oğlum hemen boşan. sorunlardan kacmak her zaman en kolay olandır. sende
      kolay olanı tercih et. evliliğini kurtarmak icin savaşma boşan. fakat
      unutmaki kolay olan yol hep kolay devam etmez. ardında zorluklarıda vardır.
      bir cocuğun var onuda hic unutma dedim.

      ben oyle deyince gozleri doldu. bende bitsin istemiyorum ama bir omur boyle
      deavm etmeski dedi. dur bakalım oğlum biz bu gelini kusme huyundan nasıl
      vazgeciririz diye duşunmeye başladım. gelin kusunce sen napıyorsun diye
      sordum. bende ona kusuyorum dedi. birden beynimde bir ampul yandı. tamam
      işte dedim.o sana kusunce sen ona kusmeyeceksin dedim.tavşan dağa kusmuş
      dağın haberi yok misali tek başına kusulmez. sen onun kusmesine hic aldırma
      hic bişi yokmuş gibi onunla konuş cevap vermesse şaka yap onu guldurmeye
      calış. ama kusmesine izin verme dedim. yapmam baba yaaa. oyle şeymi olur. o
      benimle konuşmasın ben onula konuşmaya uğraşayım. beni ne duruma duşurmek
      istediğinin farkındamısın. benim gururm ne olacak dedi.

      kolay kolay hiddetlenmem ama oyle soyleyince kan beynime
      sıcramış.ayağakalkıp bağırmışım. Ne gururu oğlum. karı kocanın yanında
      guru kelimesi
      anlamını kaybeder etmiyorsada etmelidir. sabah kızar kavga edersin. bir
      daha yuzyuze bakılmayacak laf duyarsın laf edersin. fakat gece aynı yatağa
      girince hepsini unutursun. seviyorsan unutmalısın. hata yapmayı biliyorsan
      ozur dilemeyide bileceksin. kalp kırmayı biliyorsan gonul almayıda
      bileceksin. vel hasıl sozu uzatmalayalım oğlanı ikna ettim ve evine
      gonderdim. epey uğraştı. kolay olmadı. bazen bıktı ama vazgecmesine izin
      vermedim. gelinide aldım karşıam bak kızım ya boşanacaksın yada guzelce
      yaşayacaksınız. oyle her gun kus her gun kavgalı yaşanmaz. oğlum yuvasını
      kurtarmak icin gayret ediyor sende ona yardımcı olacaksın ve bu kotu
      huyunu unutacaksın dedim. nihayetinde ben haklı cıktım. gelin kusmeyi
      unuttu. artık kavga etmiyorlar. tabi arada sırada kavgalar olmuyor değil ama
      oda evliliğin tuzu biberi oluyorlar.

      sizi tebrik ederim halit dayı gencleri iyi yonlendirmişsiniz. keşke aile
      buyukleri hep sizin gibi akıllıca davransa malesef hoşgorusuzlukleri
      yuzunden onlarda yıkabiliyor bazı guzel evlilikleri dedim.

      ykmak kolay yapmak zor dedi halit dayı. birden bir kahkaha patlattı: aklıma
      geldikce guluyorum. bu arada bizim gelinin adı tavşana cıktı. oğlum ona
      tavşanım diyor. onu kusme huyundan vazgecirmeye calışırken 1tavşanım yine
      kusmuş" diye ona takılıyormuş. bu tavşan sozu aralrında bi espri olmuş.
      gelin kustuğu zaman oğlum ona tavşanım dedikce dayanamayıp guluyormuş.
      arkasından bide ona tavşan diyoruz; ama duymasın. oğluma kusmuyor ama olaki
      bize kuser........

      Comment

      • #4

        CİLVE

        "Kadın dediğin cilveli olmalı Gerisi boş...Kadın dediğin cilveli olmalı
        Gerisi boş..."

        Niluferin kulakları butun gun kocasının soylediği bu sozlerle cınladı
        durdu.Akşam kızkardeşinin duğunu vardı. Oyuzden sabah kahvaltıya annesinin
        yanındaydılar. Akşam restoranda yer ayırtılmış gelen misafirlerle akşam
        yemeği yenilecek oradanda duğun salonuna gecilecekti. Nilufer ve eşi emrah
        restorana gelecek misafirleri karşılamak icin ordaydılar. Emrah dışardaa
        oğlulay oynuyor niluferde sabah eşinin soylediklerini duşunuyordu. Sabah
        kahvaltıda eşi emrah kardeşine " bak baldız sana kocanı mutlu etmen icin
        oğutte bulunayım. guzel yemek yapmışsın ortalığı silmiş supurmuşsun kocanı
        mutlu edebilmek icin etrafında pır donuyorsun. bunların hepsi boş. bak
        ablana yemekleri superdir temizlik desen titizdir eve akşam geldiğimde
        beni rahat ettirmek icin elinden geleni yapar ama..." kahvaltıdaki herkes
        nilufere bakıyordu. ağzına goturduğu lokma kalbine doğru yakan bir ateş gibi
        inmişti. emrah devam etti. "Kadın dediğin cilveli olmalı Gerisi boş...".
        Restorana giderlerken arabada emraha "cilveli kadın derken ne demek istedin"
        diye sormuş emrahta tarifle olmaz diye cevap vermişti. Nilufer cilve
        hakkında bişiler biliyordu. Arada cilve yaptığınıda zannediyordu ama
        demekki onun yaptığı cilveylle kocasının beklediği aynı şey değildi.

        Nilufer bu duşunlerle meşgulken misafirlerin ilki geldi. Hoşgeldiniz
        muhabbeti olduktan sonra diğerleride yavaş yavaş gelmeye başlamışlardı.
        herkes yerini alıyor gelecek diğer misafirler bir sohbet havasında
        bekleniyordu. herkes tamam olunca garsonlar servis yapmak uzere hazırlanmaya
        başladılar.Bu arada herkes birbiriyle sohbete dalmıştı. ancak nilufer dalgın
        dalgın onları seyrediyordu. bunu farkeden ağabeyi; "neoldu? hastamısın?"
        diye sordu. Nilufer "iyiyim bir şeyim yok" dedi. aysel yengesi "eminim
        kızkardeşim evleniyor diye huzunlenmişsindir" diyerek bir kahkaha attı.
        Niluferin annesi "haklısın kızım evleniyor diye hem seviniyorhemde
        uzuluyorum" dedi gozunden bir iki damla goz yaşını silerek. Niluferin murat
        dayısı ablasına "yapma abla.bugun mutlu gun nolur ağlama" diyerek sırtını
        sıvazladı. annesi " o daha 24 yaşında kucucuk bir kız" diyinci kardeşi ali
        gulerek "yapma abla nerdeyse evde kalacaktı. son anda hamle yapıp bir koca
        buldu. şimdi kocalar karaborsada haberiniz yok" herkes guluştuler bu espriye
        ve ortam biraz yumuşadı. ali dayı devam etti ;"yeğenim burda olsaydı ona
        biraz oğut verirdim. kocayı buldu ama elde tutmasınıda bilmeli. ona kocayı
        elde tutmanın yollarını anlatırdım. adettendir gelin olacak kıza oğut vermek
        lazım eminim siz bu telaşla kıza oğut vermeyide unutmuşsunuzdur." deyince
        emrah "ben bu sabah oğut verdim baldızıma" diye soze karıştı. "sizin
        dediğiniz gibi kocayı elde tutmanın yolunu soyledim.herşeyden once kadın
        olarak kocanın yanında cilveli olacaksın dedim."

        "Ben bu cilve kelimesinden insanların ne anladığını anlayabilmiş
        değilim.Cilve nedir?" diyerek sabahtan beri kafasına takılan soruyu dilinden
        doktu nilufer. kısa suren bir sessizlikten sonra aysel yengesi cevap verdi.

        "benim bildiğim cilve şıkır şıkır fıkır fıkır. şen şakrak olmak her zaman
        yuzunun gulmesi. ben doğuştan oyleyim. hic bir gece başın ağrımayacak her
        zaman kocanı memnun edeceksin. ben butun bunları yapıyorum ama dayında benim
        cilveli bir kadın olduğumu duşunmuyor."

        "yanlış anlamışsın hayatım" dedi murat dayısı.

        "ben boyle anladım. anlatıcı sensin.tabi seninle birlikte yaşadığımız icin
        artık ne yaparsam yapayım sana sıradan bir davranış gibi geliyor. benim
        senin icin bir gizemim kalmadı. bence cilve hic bir erkeğin karısında
        olmayan hep başka kadınlarda olduğunu zannettiği hayali bir şey."

        Ali dayının bu tarife itirazı vardı.

        "size katılmıyorum. cilve hayali bir şey değildir. cilve bir sanattır.
        kadının erkeğin mizacına gore davranmasıdır. cok ciddi bir iştir. pek cok
        kişinin zannettiği gibi şaklabanlık değildir.akıllı kadın işidir. akıllı bir
        kadın eşini iyi tahlil eder.onun zaaflarını bilir ve o zaafı kullanırken
        zamanlamayıdda iyi yapar."

        ali dayı konuşurken garsonlar kurmaya başlamışlardı.ilhan hanım kardeşinin
        sozlerine itiraz etti.

        "sana katılmıyorum. bence aysel haklı.erkekler başka bir kadında cilve diye
        kabul ettikleri hareketleri eşlerinde cilve olarak kabul etmiyorlar.
        rahmetli enişten gencken beni aldatmıştı.kotu yola duşmuş kadınlardan birine
        ev acmıştıona gidip geliyordu." eniştem seni aldattımı turunde
        hayretleşenler oldu.ilhan hanım devam etti. " gencliğinde yapmıştı bir kere.
        oğrendiğimde dunya başıma yıkıldı sandım.neden beni aldattığını sordum. oda
        o kadın cok cilveli dedi.bende kocam o kadınlarda ne buluyorsa oğrenmeye ve
        yapmaya karar verdim. dışarda aradığını evinde bulsun istedim. o zaman
        postanede yeni calışmaya başlamıştım. herkesi bildiği o kadınların yaşadığı
        bir kac ev vardı.onların erkeklerle nasıl konuştuğunu oğrenmek icin
        telefonlarını dinledim.biraz argo ve kabadayı konuşuyorlardı. bende evde
        argo konuşmaya başladım. kendime bir kac dansoz kıyafeti aldım gobek atmayı
        oğrendim.evde o kadınlar gibi davranınca rahmetlinin hic hoşuna gitmedi. o
        davranışları bana yakıştıramadı. beni karısı ve cocuklarının annesi olarak
        evin icinde bile olsa saygın biri olarak gormek istiyordu. benim cilvlerimi
        kabul etmedi."

        kızı cağlanında bu konuda soyleyecekleri vardı. "bence cilve oltanın
        ucundaki solucan gibidir.avını yakalarken işe yarar sonrası
        yoktur.şaşkınbalıklar icin her zaman salınan solucanlar vardır."

        niluferin ağabeyi "cilvnin tanımı konusunda anlaşmamız imkansız" dedi.
        "cunku bence cilveden her insan farklı şeyler anlıyordur. eğer cilve eşimi
        bana sevdirecek hareketlerse ben eşimin sakin ve kibar duruşunu seviyorum.
        daha farklı davransa hoşuma gitmezdi ben onu olduğu gibi sevdim."

        servis bitmişti. herkes yavaş yavaş yemeklerini yemeye koyuldu. nilufer
        ağabeyinin eşine "yenge sen ne duşunuyorsun bu cilve konusunda" diye sordu.
        yengesi " cilve hakkında bir şey bildiğimi zannetmiyorum. cunku biz
        birbirimizi olduğumuz gibi kabul edip sevdik.cilveyle hic işimiz
        olmadı.yalnız cilve deyince aklıma hemen annem gelir. ne zaman babama bir
        şey aldıracak olsa suslenip puslenip babamın yuzune tatlı gulucuklerle
        bakarak istediğini aldırtırdı. zavallı babam taksitleri oderken cok
        soylenirdi ama iş işten gecmiş olurdu. cilve erkeğe karşı kullanılan bir
        silah diyebilirim." diye cevapladı. niluferin unlu bir haber spikeri biriyle
        evli fakat boşanmak uzere olan teyzesi bu konuda baya dertliydi. " bence
        cilve bir ceşit sahtekarlık.yabancı bir kadın ismini hatırlayamıyorum
        başarıları karşısında onu tebrik edenlere bana zeki diyorsunuz ama ben zeki
        bir kadın değilim. eğer gercekten zeki olsaydım kocama aptal gorunmeyi
        becerebilirdim demiş. erkekler başarılı kadınlara uzaktan hayranlık
        duyuyorlar; fakat iş onlarla yaşamaya gelince onların zekasından
        kendilerine guveninden korkup kacmak istiyorlar. pek cok erkek horozluk
        yapabilmek icin eşinin aptal ve korkak bir tavuk olmasını istiyor. ya aptal
        olacaksın yada goruneceksin.yani cilve zeki olacaksın ama aptal rolu
        yapacaksın bence." bir kac kişi kafa sallayarak destek verdi.

        nilufer bu konuda sessiz kalan necdet amcasına"sen hic konuşmadıncilve
        hakkında ne duşunuyorsun amca " diye sordu. Amcası her zaman iyi bir evlilik
        yaptığını mutlu olduğunu soyler eşini takdir ederdi. acaba yengesi ne
        yaparak onun gonlunu alıyordu oğrenmek istedi. amcası " cilve erkeğin
        kadına olan ilgisinden sonra kadının eşine vediği bir cevaptır. ne kadar
        ilgi o kadar cilve. bir erkek eşinden cilve beklemeden once karısının
        duygularnı umursamalıdır. yaradanımız kutsal kitabında kadını toprağa
        benzetmiştir. toprak berkettir hayattır.kadın toprak erkekte ciftci
        gibidir. insan ne ekerse onu bicer. limon ağacı dikilip gul toplanamaz.
        ciftci ne kadar iyiyse toprağın verimide o kadar iyi olur." diye konuştu.
        emirhan " ciftci iyi fakat toprak verimli değilse ciftci diktiğinin
        karşılığını alamıyorsa?..." diye sordu. necdet amca "iyi bir ciftci hangi
        tip toprağa ne ekileceğini bilir. toprağın iyi bir verim icin guneşe veya
        suya ihtiyacı vardır. erkek bazen guneş olmalı enerjisiyle toprağı
        canlandırmalıdır.erkek hem cinsel anlamda hem duygusal anlamda kadına ancak
        verebildiğinin karşılığını alabilir. kadınlar da toprak gibi bereketlidir.
        bir alırlarsa karşılığını kat kat fazlasıyla verirler." diye cevap verdi.
        nilufer necdet amcasının eşine tennur yengesine baktı.eşini dinlerken
        gozlerinin ici parlıyordu sanki.nilufer onunda fikrini sordu. yengesi
        "doğru soze ne denir? aynen katılıyorum.kadınlar erkeklerden daha duygusal
        oldukları icin reddedilme korkusu yuzunden ilişkilerinde korkaktırlar.
        gunumuzde evlilik tekliflerini hep erkekler yapıyorlar. neden? onlar
        cesaretliler. cunku reddedildiklerinde kadınlar kadar yaralanmıyorlar. bir
        kadın cevabının evet olacağına emin olduğunda ancak evlenme teklif etmeye
        cesaret edebilir. evlilik ici ilişkilerde de oyle. kadın reddedilme ve
        yaralanma korkusu yuzunden eşine adım atmaya cesaret edemez. ve surekli
        eşinden beklenti icerisindedir." diyerek sozunu tamamladı. ama aysel yenge "
        toprak gibi beklemede " diyince biraz daha devam etmeye karar verdi. " evet.
        eşim bir talı soz soylese sacımı okşasa iltifat etse diye bekler. cinsel
        konularda da kadın korkaktır. genellikle ilk adımı eşinden bekler. eğer
        erkeklerde kadınlar gibi beklese insan ırkı şimdiye kadar
        bitmişti.erkeklerdefalarca reddedilseler bile şanslarını tekrar tekrar
        denemekten
        cekinmezler. erkeklerin tek hatası kadınların duygusal olduklarını
        unutmaları. kadınlar duygusal mutluluğa ulaşmadan beden mutluluğunu
        yaşayamazlar. ben bekarken beceriksizcok icine kapanık konuşmaya korkan
        biriydim. necdet beni her anlamda değiştirdi. kalbime bir avuc tatlı soz
        serpti benim gibi bir calıyı bir gul bahcesi haline getirdi. yani gul dikip
        gul topladı." dedi.

        amcasının ve yengesinin sozleri niluferin hoşuna gitmişti. bu durumda
        emirhan oncelikle hatayı kendisinde aramalıydı. her akşam bir karış suratla
        gelirdi eve. nilufer " oyle ya eve bir karış suratla gelen surekli karısını
        alaştiren adam kadın nasıl cilve yapsın." deyiverdi.aslında aklından gecen
        bir duşunceydi ve nasıl oldu da soyleyiverdi kendiside
        anlamadı.niluferinsozlerini emirhan ustune alındı. kendisi icin
        soylediğini anlamıştı. ve cok
        sinirlendi. oldukca yuksek bir ses tonuyla eşini azarladı. "yeter nilufer
        konuyu ne kadar uzattın. ne zamandır akrabalarımızı goremedik. cilve cilve
        cilve. bşka konu yok mu? daha doğru durust hal hatır bile soramadık."

        emirhanın sozleri uzerine herkes gerilmiş gozler nilufere bakmıştı. nilufer
        hic kızmamıştı. onun gozlerine bakarak gulumsedi ve yumuşak bir ses tonuyla
        "kalbime limon dikme emirhan. sen limon dikersen ben sana gul veremem. fakat
        bir kok gul dik. sana demet demet gul vereyim. dedi. emirhan şaşırmıştı. ne
        diyeceğini bilemedi. masada cıt yoktu. sesszilği murat dayı bozdu. "sahi
        emirhan nasılsın? goruşmeyeli neler yaptın anlat bakalım " deyince masadaki
        herkes kahkahayı patlattı. murat dayı sozlerine devam etti. " itiraf et
        konunun gidişatı işine gelmedi. kabul edelimki cilve konusunda biz
        sucluymuşuz. oysa yıllarca hep eşlerimizde aradık sucu. iyi ciftciler yada
        iyi bahcıvanlar olamayan meğer bizlermişiz. olabilseydik eğer demet demet
        gul toplayacakmışız."

        masada bulunan tum kadınlar murat dayıyı hararetle alkışladılar. nilufer
        eşinin sabahsiz sozlerinden sonra ilk defa kendini iyi hissetmişti. sabahtır
        sanki uzerinde bir ağırlık vardı. ve murat dayıyı alkışlarken yukun tamamen
        kalktığını ve rahatladığını farketti. lokantadaki bu muhabbet ona iyi
        gelmişti.

        Comment

        • #5

          Bir erkek karısına baktığı karısıda kendisine baktığı vakit Allah her iksinede rahmet nazarı ile bakar ve erkek karısının elini tuttuğu zaman her ikisininde gunahları parmakları arasından dokulup gider. Hz. Muhammed ( S.A.V.)

          Serpil sabah kalkar kalkmaz her gun yaptığı gibi pencereleri acıp havalandırdı. Salonun penceresini acarken sabah kahvesinden donen komşularınıı gordu. "Ne zaman uyanırlar ev işlerini ne zaman bitirilerde kahve icmeye giderler aklım almıyor" dedi kendi kendine. cocuklarına birer bardak sut verdikten sonra kapıdan gazetesini alıp cekyata uzandı ve hergun beğenerek okuduğu koşe yazarının yazılarının olduğu sayfaya gelince birden heyecandan olecek gibi oldu. cunku yazar gecen hafta bu hafta evlilik konusunu işleyeceğini soylemiş serpilde hemen kalemi kağıdı alıp yazara bir mektup yazmıştı. Yazarda onun mektubunu aynen yayınlamıştı.

          once eşini sonra akrabalarını ve arkadaşlarını arayıp durumdan haberdar etti. aramasa gucenirlerdi. Arasa sanki gorgusuzluk gibi olurdu. Ama gucenmelerinden iyiydi. Heyecanlıydı. hemen yazısını okumaya başladı.

          Herkese merhaba !

          Ben sevgiyi kocamdan oğrendim. Genc kızken sevgi sadece filmlerde olur zannederdim.Bizim evde sevginin adı sanı olmazdı. Birbirimiz severmiydik sevmezmiydik hic duşunmedim. Anne ve bamaın kavgalarına defalarca şahit olduk ama birbirlerini sevdiklerini gosterecek en ufak bir işareti dahi gormedim. sevgi deyince aklıma sadece babamın bahcede besleyip buyuttuğu kopeği geliyor. babam kopeğini okşarseveronunla oyunlar oynar konuşurona guzel sozler soylerdi.kopeğine soylediği guzel sozlerden hicbirini bize soylemedi. annem ise ayrı bir alemdi. ya temizlik yaparyada gezmeye giderdi.bizi severmiydi bilmiyorum ama bize hic gostermedi de soylemedi de. evi kirlettiğimizde veya kardeşlerimle kavga ettiğimizde sadece kızardı.belki haklıydı. cunku dort kardeştik ve surekli birbirimizle didşirdik.

          ailemin sectiği kişiyle evlendim. evlilikten hicbir beklentim yoktu. evliliği annemlerinki gibi bir şey zannediyordum.evlenince ev temizlersin yemek yaparsıncocuk doğurursunarada bir kocanla kavga edersin. bir gun mutlu bir gun mutsuz yaşayıp gidersin. evlilik boyle bir şey diye duşunurdum.

          evlendiğim gun eşim beni gelinliğin icinde uzun uzun suzmuş "ne kadar guzelsin" demişti.

          daha once hickimse bana boyle guzel olduğumu soylememişti.cokta guzel olduğumu duşunmuyordum ama onun bana guzel olduğumu soylemesi icimi kıpır kıpır etmişti. ogun duyduğum guzel soz daha sonra duyacağım guzel sozlerin sadece bir başlangıcıydı.eşim bana her fırsatta iltifat eder beni sevdiğini soyler. bana sevginin sadece filmlerde değil gercek hayatta da olduğunu gosterdi. eşimle cok guzel anılarımız var. ama beni en cok etkileyen ve mutlu eden anımı sizlerle paylaşmak isterim.

          ilk cocuğumun doğumundan 2 ay sonraydı. kontrol icin doktoruma gittiğimde hamileliğimde karnımda oluşan catlakların ne zaman gececeğini ve doğumdan sonra kalan gobeğimin nasıl eriyeceğini sordum. doktorum " estetik ameliyat olmadıkcao catlaklar gecmez.jimnastikle gobeğiniz biraz erir ama hamilelikten onceki haline gelmez. ancak kendini estetik cerrahın ve bir guzellik uzmanının eline bırakırsanız eski halinize donersiniz." dedi nerede bizde o kadar para.

          başımdan aşağıya kaynar sular dokuldu. akşam eşimle konuşana kadar uzuntumden kendi kendimi yedim bitirdim. akşam eşim canımın neden sıkkın olduğunufarkedince neler olduğunu sordu.ona doktorun soylediklerini anlattım.

          bazı kadınlar doğumdan sonra eşlerinin kendilerini beğenmediğini soyluyorlar. beni yine eskisi gibi sevecek ve beğenecekmisin diye sordum. o bana "ben seni karnın dumduz diye sevmedim ki şimdi gobeğin var diye sevmekten vazgeceyim. hem karnındaki cizikler ve gobeğin beni kesinlikle rahatsız etmediği gibi hoşumada gidiyor. artık bir annesin ikimizin parcasını taşıdın ve o izler bana bunu hatırlatıyor. karnındaki işaretler seni daha kadınsı yapıyor." dedi. eşimin sozleri butun uzuntumu giderdi.

          doğum yapmamın uzerinden 10 yıl gecti. bu arada bir bebeğimiz daha oldu. eşimle birbirimize olan sevgimiz kesinlikle azalmadı. gecenlerde genc kızkenki resimlerime baktım. kendimi cok cirkin buldum.birde yakınlarda cekilmiş bir fotoğrafıma baktım. şimdiki halimi guzel buldum. şunu anladımki sevgi cirkin bir kadını guzel yapabilir.sevgisizlik ise guzel bir kadını cirkin yapabilir.sevgi sihirli bir değnek gibi değdiği herşeyi guzelleştiriyor. bana sevgiyi oğrettiği icin eşime herkesin huzurunda teşekkur ediyorum.

          butun okuyuculara sevgi dolu mutlu gunler dilerim.

          Serpil KESER

          Serpil ilk tebrik telefonunu eşinden aldı. eşiyle birbirlerini kutladılar.dha sonr arkadaşlarıda aradı. o gun butun gunu telefon başında gelen kutlamaları kabul etmekle gecti.

          Comment

          • #6

            2. yıl krizi

            Psikologlar evlilikte artık ilk 7 değil ilk 2 yılın tehlikeli olduğuna dikkat cekiyor. Yapılan bir araştırma evliliğin ilk 2 yılında duygusallıktan uyum ve sevgiden odun vermeyen ciftlerin bir omur boyu birlikte olma ihtimallerinin cok daha yuksek olduğunu gosteriyor.

            1991 yılında evlenen 156 cifti inceleyen bu kişilerin eşlerine karşı hissettiklerini tavırlarını mercek altına alan ekip "ciftin boşanıp boşanmayacağı ilk 24 ayda belli oluyor" diyor.

            Kısa ayrılıklar

            Evlilik terapistlerinin coğu ‘uzun evliliğin sırrı kısa sureli ayrılıklardır’ prensibinde birleşiyor. Uzmanlar her 2-3 yılda bir ciftlere 1 ila 5 ay arası değişen surelerle ayrı kalmalarını oneriyor ve ‘tedavi amaclı ayrılıkların’ mucizeler yarattığını soyluyor.

            Uzmanlar birlikteliğin ilk gunlerindeki heyecanı tutkuyu yakalamak icin şu onerilerde de bulunuyor:

            Sizin icin yaptıklarını bir hatırlayın

            Eşinize nasıl davranıyorsunuz? Ona herhangi bir tanıdığa gosterdiğiniz ilgi ve sevecenliği gosteriyor musunuz?

            Eğer takdir ve teşekkurun yerini ilgisizlik ve talepler aldıysa tehlikeli bir noktadasınız demektir. Bu durumda yapılacak şey eşinizin sizin icin yaptığı şeyleri yapmaya mecbur olmadığını duşunmek.

            Eşinizin sizin icin her gun yaptığı şeylerin bir listesini cıkarın ve sonra kendi kendinize bunların kacı icin ona teşekkur ettiğinizi bir sorun.

            Basit bir teşekkurun bircok şeyi değiştirebileceğini unutmayın.

            Tahmincilik yapmayın

            Eşinizin duşunduğu ve duyduğu şeyleri tahmin etmekten vazgecin cunku hata yapabilir ve gereksiz yere kavgaya sebebiyet vermiş olursunuz.

            Kac kere karşımızdakinin hareketlerinden yanlış sonuclar cıkardığımızı gerceği tesadufen veya cok zaman sonra anladığınızı bir duşunun.

            coğu kez eşimize doğru olmayan istekler yukleriz. Mesafeli duran bir eş sorunlu veya uzgun olabilir unutmayın.

            Suclamayın

            "Senin sucun" demek ne kadar da kolay! Yolunda gitmeyen bir olayda kendi sucunu aramaktan cok daha kolay kuşkusuz.

            Suclamak sorunları cozmez cozmediği gibi birbiri ardına yeni suclamalar getirir. Suclamalar gerceği gormeyi engeller ve istemeden de olsa incitici hakaretler doğurabilir.

            Comment

            • #7

              Emeğine sağlık Dua tşkler

              Comment

              • #8

                Rica ederim

                Comment

                Working...
                X