Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ..../includes/class_bbcode.php on line 2958
STEPHAN KING Romanları
Sevgi ve Aşk Forumları Sevgi.Name.Tr-
Üst boşluk sağlandı
+ Yeni Konu aÇ
1 den 8

Konu: STEPHAN KING Romanları

  1. #1

    Standart STEPHAN KING Romanları

    KİTABIN ADI : MEDYUM
    KİTABIN YAZARI : STEPHAN KING
    YAYIN EVİ VE ADRESİ : ALTIN KİTAPLAR YAYIN EVİ
    BASIM TARİHİ : 1997

    KİTABIN KONUSU

    Kitap, Otelde yaşamaya başlayan Danny ve ailesinin başından gecenolayları konu alıyor.

    KİTABIN oZETİ

    Jack Torrance arkadaşı Albert Shockley’in yardımıyla Overlook Otel’inde bir iş bulmuştu.Otelde kışlık bakıcı olarak gorev yapacaktı.Kış mevsiminde otel kapalıydı.Otelde o, karısı ve cocuğu kalacaktı.Overlook 1907 ile 1909 yılları arasında yapılmıştı.Ekonomik kriz ve savaş gibi nedenlerden dolayı kapatılmıştı. Sahipleri cok zengindi fakat hic birisi burasını tam anlamıyla işletememişti.



    Overlook’un kapanış gunu Jack ve ailesi geldiler. Otelin son gunu olmasına rağmen oldukca kalabalıktı.Son muşterilerde hesaplarını kapatıyorlardı, Jack ve ailesinin geldiğinde. once muşteriler daha sonrada hizmetciler birer birer ayrıldılar otelden.Bay Watson Jack’a neler yapması gerektiğini anlatıyordu.Bu sırada ahcı Halloran kucuk oğlu Danny’le ilgileniyordu.Danny’deki ışıltının farkına varmıştı. Bu yuzden ona oldukca sıcak davrandı.Onunla konuşmadan anlaşabiliyorlardı. Danny daha beş yaşında olmasına rağmen ışıltısı cok kuvvetliydi, bundan dolayı zarar gorebilirdi. Bay Watson Danny’a Overlook’un acaip şeylerin olduğunu, bundan dolayı kendisine dikkat etmesini soyledi.Bahcedeki hayvan şeklinde budanmış şimşir ağaclarından, 217 numaralı odadan ve cocuk bahcesinden uzak durmasını istemişti.Zor durumda kalması halinde kendisini cağırmasını soyledi.Yuz Temel Eser ozetleri, Kitap ozetleri, Roman ozetleri, Yuz Temel Eser, ozet

    Danny aslında Overlook’a gitmeyi istemiyordu. Ama geleceklerinin daha iyi olması icin bu şarttı.Boylece babası yarım kalan oyununu tamamlayabilecekti. Annesi ve kendisiyle daha fazla ilgilenecek boylece annesiyle arasındaki sorun cozulecekti.

    Bay Watson, Jack’a yuz odalı Overlook Oteli’nin tamamını gezdirdi.En cok kalorifer kazanına dikkat etmesini soyledi. Kazan cok eskiydi, yeni olsaydı250’ye kadar dayanabilirdi ama şu haliyle gosterge 180’I gosterinceye kadar ancak dayanabilirdi.

    Otelden herkez ayrıldı. Jack ve ailesi otelde tek başlarınaydı. Danny daha sık garip ruyalar gormeye başlamıştı.Ruyalar eskisi gibi guzel şeyleri gostermiyordu. Korkutucu bir hal almıştı. Danny annesine Tonny’den bahsetti. Herşeyi ona Tonny gosteriyordu ama annesi buna inanmak istemiyordu. Bir akşam Danny banyodayken Tonny yine geldi. Tonny aynanın icindeydi. Danny aynaya ipnotize olmuş gibi bakıyordu. Tonny’I izlemeye başladı. Tonny onu cok korkutuyordu ama yine de peşinden gidiyordu. Parmağından kan damlayan olmuş bir kadını, duvardaki kan lekelerini, duvara yeni sıcramış olan, beyine benzeyen beyaz et parcalarını ve ucu kanlı uzerinde sac olan tokmağı gosterdi Danny. Annesi Danny’den ses gelmeyince endişelendi, kapıyı zorladı ancak kilitliydi. Jack kapıyı kırdı ve Danny’ ipnotize olmuş bir şekilde buldu.Kucağında yatak odasına goturdu.Danny anlamsız bazı şeyler soyluyordu. Kendine geldiğinde Tonny’den ve gorduklerinden bahsetti. Ertesi gun 40 mil uzaklıktaki Sidewinder Kasabası’nda bulunan doktora gittiler. Kış yaklaşıyordu Overlook’tan bir yere ayrılamayacaklardı buyuzden ucude kontrol oldular. Doktor Danny’nin tamamen iyi olduğunusadece bazı zihinsel sorunlar yaşadığını soyledi. Bunun sebebinin yalnızlık olduğunu soyledi. Buna Wenndy inanmamıştı ama biraz tatmin olmuş gibiydi.

    Eve donduklerinde işler bir sure yolunda gitmişti. Wenndy yedi yıllık evliliginin en guzel yıllarını yaşıyordu. Jack ickiyi bırakalı uzun zaman olmuştu ancak bazen bu durum onun canını sıkıyordu. Eski gunlerine donmek icki icmek istiyordu.Otelin barında bir damla bile icki yoktu. İckiyi bıraktığı icin kendiside getirmemişti. Danny babasındaki bu değişmeleri fark edebiliyordu. Bundan annesine bahsetti. Annesi Danny’e inanıyor ve gelecek baharda herşeyin duzeleceğini birlikte balık tutacaklarını soyledi. Danny daha once annesinin duşuncelerini ona soylemişti. Bu annesi Wenndy icin yeterliydi. Wenndy Danny’ yaklaşmış butun gorduklerini anlatmasını istemişti. Danny fazla birşey hatırlayamıyordu. Hatırladıklarının tamamını annesine anlattı. İcindeki guc iyice gucleniyordu. Tonny’iistedigi gibi kullanabiliyordu artık.Tekrar Tonny’ı cagırdı ve ondan gelecekleri hakkında bilgi vermesini istedi. Tonny babasının herşeye neden olacağını, Overlook’un onu ele gecireceğini soyledi.

    oğleden sonra Danny annesi ve babası uyuduğu icin yalnız kalmıştı. İcindeki guc onu 217 numaralı odaya goturdu. Kilitli kapıyı actı ve iceri girdi. Yask olduğunu biliyordu ama yinede icindeki guce karşı koyamadı. Duvardaki kan lekelerini ve beyin parcalarını gordu. Banyoya doğru ilerledi. Banyonun kapısını actı. Yaşlı, olmuş, elinden kan damlayan kadını gordu. Kadın, ayağa kalktı ve Danny’e doğru ilerledi. Danny kacmaya başladı. Kapıya geldiğinde kapı kilitliydi. Bay Hallorann’ın soyledikleri aklına geldi. Gozlerini kapattı ve kapının acık olduğu aklına geldi. Kapıyı actı ancak kadın ona yetişti ve boğazını sıktı.

    Danny’ı annesi ve babası bulduğunda merdivenlerin başında duruyordu. Boğazı berelenmişti. Wenndy koşarak cocuğu aldı. Herşeyi Jack’in yaptığını sanıyordu. O gun Jack’I Overlook eline gecirmişti. Babasının ona seslendiğini duyuyordu. Babası karısı ve cocuğunu cezalandırmasını soyluyordu. Overlook Jack’ten Danny’ı istiyordu. Danny’ı da kendisine katarsa cok guclu olacaktı. Danny o sırada Hallorann’ı cağırmıştı. Danny kendisine geldiğinde annesinin kucağında yatak odasındaydı. Kapı kilitliydi. Jack kapıyı dovuyordu. Daha sonra Jack aşağı indi. Bodrumda o eski faturalara daldı. Wenndy kocasına bakmak icin aşağı indi. cok korkuyordu. Jack barda yatıyordu. Sızmıştı. Biraz ileride kroke tokmağı vardı. Onun bodrumda olması gerekliydi ama Overlook onu buraya getirmişti.O akşam Overlook canlanmış maskeli balo tekrar başlamıştı.Jack guzel bir bayanla dans ediyordu. O sırada Grady yanında belirdi. Grady otelin eski kışlık bakıcısıydı. Oteldeyken tum ailesini oldurmuştu.Otelin barmeni ickileri yeniledi. Jack o gece yirmi kadeh icti ve sızdı.Wenndy yanına gelince Jack birden gozlerini actı. Wenndy’in ayak bileğini tuttu. Gittikce canı yanıyordu Wenndy’in. Jack ayağa kalktı ve karısına tokmakla vurdu. Onu oldurecekti. Wenndy eline gecirdiği bir şişeyi Jack’in kafasına vurdu ve Jack bayıldı Oğluyla onu kilere suruklediler. Gece Overlook tekrar canlandı veGrady, Jack’in yanında belirdi. Jack kapıyı acması icin yalvardı. Grady cocuğu onlara getirirse kapıyı acacağını soyledi. Jack soz verdi. Grady kapıyı actı.

    O gece Wenndy cok korkuyordu. Jack’in sesi hic susmadı. Sabaha karşı ikiside uyudu. Wenndy’nin uyandığında Jack’ın sesi duyulmuyordu.Eline mutfaktan aldığı bıcağı aldı ve aşağı Jack’a bakmaya gitti. Jack birden onunde belirdi ve elindeki tokmakla Wanndy’e vurdu. Tokmak inip inip kalkıyordu. Wenndy elindeki bıcağı Jack’a sapladı ve elinden kurtulmayı başardı. Kacmaya başladı.

    Hallorann gelirken yolda arabası kaydı. şanslıydı cunku yanında bir kar arabası vardı. Onu cekti. Kar arabasının şoforunde de ışıltı vardı. şofor ona bir eldiven verdi. Arkadaşı araba kiralıyordu ismini soylemesi halinde ona bir kar arabası kiralayacağını soyledi. Hallorann şanslı olduğunu duşundu. Sidewinder’e gidip kar arabasını aldı. Overlook’a doğru yola cıktı. Overlook onu engellemeye calışıyordu. Bunu bir defa başarmıştı ama şimdi daha dikkatliydi. Kar arbası hızla ilerliyordu.

    Wenndy merdivenlere ulaştığında Jack ayaklanmıştı. Wenndy kaburgası kırıldığı icin nefes alamıyordu.cok acı cekiyordu. Jack arkasından yetişmeye başladı. Ağızındaki icki kokusu iyice işitiliyordu. Wenndy iceri girdi ve kapıyı kilitledi. Ama Danny yerinde yoktu. Her tarafı aradı. Jack kapıya tokmakla vuruyordu. Wenndy kendisini banyoya kilitledi. Jack odanın kapısını kırdı. Sıra banyo kapısındaydı. Banyo kapısını kırdığında Wenndy ecza dolabından aldığı jiletle elini kesti. Bir motor sesi duyuldu. Hallorann’dı bu. Overlook soylemişti. Jack karısının bırakıp aşağı Hallorann’I oldurmeye indi.Hallorann Overlook’a geldiğinde aslşan onune cıktı ve saldırdı. Hallorann aslanı yakarak oldurdu. İceri girdiğinde Jack ona tokmakla vurdu. Tokmağın her tarafı kan olmuş uzerinde saclar vardı. Jack hemen yukarı cıktı. Danny’i bulmalıydı. Onu ucuncu katta buldu. Bu sırada Danny, Tonny’i cağırmıştı. Tonny ona babasının hatırlamadığını hatırlayacağını soyledi. Danny kendine geldiğinde babası karşısında tokmağı kaldırmış bekliyordu. Danny sen babam değilsin, sen Overlook’sun diye bağırdı. Tokmağı aşağı indirdi. Overlook tekrar tokmağı havaya kaldırdı ve Danny o anda babasının hatırlayamadığını hatırladı. Kalorifer kazanı. Bunu Overlook’a soyledi. Overlook, burasının yaşaması icin tokmağı aşağı indirdi ve kalorifer kazanının yanına gitti.Danny koşarak annesinin yanına gitti. Hallorann’da oradaydı. Wenndy yuruyemiyordu. Hallorann ikisini de kucağına alıp dışarı kacmaya başladı. Overlook elini kazanın vanasına koydu . Kazanın her tarafından buhar cıkıyordu. Vanayı actı ama kazanın patlamasına engel olamadı. Hallorann tam dışarı cıktığında sıcak bir dalga geldi ve onları fu-ırlattı. Overlook yanıyordu, tum camlardan alev cıkıyordu.

    Bir sonraki baharda Wenndy bir şezlonga uzanmıştı. Hallorann yanına geldi ve balık tutan Danny’in yanına gittiler...

  2. #2
    Kitabın Adı :Hayvan Mezarlığı
    Kitabın Yazarı :Stephen KING


    1. Kitabın konusu: Buyulu bir hayvan mezarlığının Creed ailesi uzerindeki etkisi.


    2. Kitap ozeti:
    Louis karısı ve iki cocuğu ile Chicago’dan Ludlow’da ormanın hemen yanında bulunan bir eve taşındı. Eve yerleştiler ve daha sonra yan komşuları ile tanıştılar. Komşuları cok yaşlı bir ciftti. Jud ve Norma Crandall. Kısa sure sonra Jud ile Louis ahbab oldular. Her akşam birlikte bira icip Ludlow hakkında konuşuyorlardı. Louis ve ailesi bir hafta sonu evlerinin bahcesinde oturuyorlardı, Jud aileyi gorup yanlarına gitti ve onlara yakında bulunan hayvan mezarlığını gormek isteyip istemediklerini sordu. Louis Eileen’nin cok istemesi uzerine teklifi kabul etti. Jud ve butun aile yola koyuldular. Yarım saat sonra hayvan mezarlığına vardılar. Jud Louis ve ailesine, aşağıda bulunan kasabadaki cocukların hayvanları olduğu zaman hayvanlarını buraya gomduklerini soyledi. Hayvan mezarlığı cocuklar tarafından guzelce duzenlenmişti. Etraftaki gereksiz ot ve calılıklar cocuklar tarafından koparılmıştı. Jud Eileen’i buraya tek başına gelmeye kalkışırsa ormanın icinde kaybolacağı konusunda uyardı. Hayvan mezarlığını gordukten sonra butun aile ve Jud eve dondu. Evin kedisi Church kapının onunde Eileen’i bekliyordu aslında Church evin değil Eileen’in kedisiydi. Eileen kedisini o kadar cok seviyordu ki bazı akşamlar kedisi ile birlikte yatıyordu. Evi yerleştirme işi yaklaşık bir hafta surdu ve daha sonra Louis asıl mesleği olan doktorluğa başladı. Yakında bulunan bir universitede rahatsızlanan oğrencileri tedavi ediyordu.
    Birgun kafası yarılmış Pascow adında bir oğrenci revire getirildi, fakat Louis daha oğrenciyi muayene edemeden oğrenci oldu. Daha ilk gununde boyle bir durumla karşılaşması Louis’i cok etkilemişti. Louis her akşam Jud’un yanına gidiyor, birkac bira icip gundelik hayat hakkında konuşuyorlardı. Jud seksen yaşında o bolgenin en yaşlı insanıydı. Louis işe başladıktan birkac ay sonra Rachel iki cocuğu ile Chicago’ya babasının yanına ziyarete gitti. Louis kayınbirader’i ile arası iyi olmadığı icin ziyarete gitmedi. Ertesi sabah Jud Louis’i telefonla aradı ve church’un anayolun kenarında kımıldamadan durduğunu ve olmuş olabileceğini soyledi. Louis kedinin yanına gitti ve kedinin bir kamyon carpması sonucu olduğunu anladı fakat kedinin olduğunu Eileen’a soyleyemezdi. Eileen her akşam evi arayıp babası ile konuşuyor ve kedisinin nasıl olduğunu soruyordu. Jud bunları oğrenince Louis’e vakit kaybetmeden kediyi bir poşete koymasını, yanına bir kazma kurek alıp kendisini takip etmesini soyledi. Jud hayvan mezarlığı yoluna girdi ve hic konuşmadan yoluna devan etti. Hayvan mezarlığını gecip farklı bir yola girdiler. Jud hala hicbirşey konuşmuyordu ta ki ağaclardan oluşan tepe gibi bir yere gelinceye kadar. Tepe ağac dallarından oluşuyordu ve burayı aşmak cok zor gorunuyordu. Jud Louis’e aşağı hic bakmadan dumduz yurumesini soyledi ve onden kendisi hareket etti. Tepede sihirli bir şeyler vardı. Jud zorlanmadan tepeye cıkabiliyordu. Daha sonra Louis de hareketlendi ve sanki birşeyler kendisini yukarıya doğru cekiyordu. Tepeyi kolayca aştılar ve aşağı indiler. Aşağı indiklerinde Jud Louis’e kedi icin bir cukur kazmasını istedi. Louis hicbirşey sormadan cukuru kazdı ve kediyi gomdu ve eve doğru yurumeye başladılar.
    Eve vardıklarında Jud kediyi gomdukleri yerin eskiden Kızılderelilerin toprakları olan buyulu bir yer olduğunu soyledi. Jud oraya gomulen hayvanların tekrar cankandığını fakat bazı ozelliklerini kaybettiklerini soyledi. Jud da kopeği olduğu zaman onu buyulu yere gommuş ve kopek tekrar canlanmıştı, fakat toprak kokuyordu ve uyuz gibi davranıyordu. Eski hareketliliği kalmamıştı. Bazı arkadaşlarının hayvanları canlandıktan sonra cok değişmiş ve etrafa zarar vermişti. Buyulu hayvan mezarlığının sırrını kimse cozememişti. Louis, eğer kedi sabah donduğunde etrafa zarar verirse onu tekrar oldurecekti, fakat eskisi gibi olusa oldurmeyecekti. En azından kedinin gercek bir kopyası evde duracaktı. Eileen bunu farketse bile bu durum onu kedinin olduğunu oğrenmesinden daha az etkileyecekti. Kedi eve eski hali ile donmuştu. Jud’un soylediği gibi toprak kokuyor ve uyuz davranıyordu. Rachell ve cocuklar eve donduklerinde Eileen kedideki değişimi farketti, fakat kedinin yaşlandığını duşunerek kimseye birşey sormadı. Artık kediyle yatmıyordu cunku kedi surekli toprak kokuyordu. Kısa sure sonra ailede butun işler bir raya oturdu. Eileen her sabah okula gidiyor ve oğleden sonra geliyordu. Louis her sabah işe gidip akşam geliyordu ve uc yaşında olan Gage her gun biraz daha buyuyordu. Son gunlerde babası ile surekli kovalamaca oynuyorlardı. Bir hafta sonu butun aile evlerinin bahcesinde piknik yapıyordu. Gage bir ara ailenin yanından uzaklaştı. Louis Gage’in uzaklaştığını farkedince arkasından durması icin bağırdı ve arkasından koşmaya başladı. Gage anayola doğru ilerliyordu, babasının sesini duyunca kovalamaca oynadıklarını sanıp daha da hızlanmaya başladı. Louis oğlunun yola cıkmasını engelleyemedi ve Gage yola cıktığı anda bir tanker ona carptı. Gage yirmi metre ileriye uctu, narin başı vucudundan koptu.
    Louis ve ailesi bir hafta bu olayın şokundan kurtulamadı. Eileen kardeşinin fotoğrafını almış ve elinden hic bırakmıyordu. Bir hafta sonra Gage’in cenaze toreni vardı. Cenaze toreni bittiğinde Louis’in kafası cok karışıktı. Gage’in yokluğuna kendisini alıştıramıyordu. Aklında surekli hayvan mezarlığı fikri dolaşıyordu. Kediyi gommuştu ve kedi tekrar canlanmıştı. Uyuz hareketleri ve toprak kokması dışında kotu bir tarafı yoktu. Ayrıca buyulu bir şey onu hayvan mezarlığına doğru cekiyordu. Uzun sure duşundukten sonra karısını ve kızını olayın şokunu uzerlerinden atmaları bahanesi ile Chicago’ya gonderdi ve oğlunu hayvan mezarlığına goturmeye karar verdi. cok zor şartlar altında oğlunu mezarlıktan kacırıp hayvan mezarlığına goturdu. Oğlunun olumunden dokuz gun gecmişti. Eve donduğunde vucudunun hicbir yeri tutmuyordu. Sabah uyandığında Gage eğer etrafa zarar verirse ailesinin haberi olmadan onu oldurecekti. Yattı ve hemen uyudu. O gece Eileen ve Rachell Chicago’da bulunuyordu. Eileen ruyasında babası ile ilgili kotu bir ruya gordu ve annesinden babasının yanına gitmesini istedi. Rachell da Louis’in kendilerini evden uzaklaştırması konusunda supheleri vardı ve hemen evi aramaya karar verdi. Evi aradı fakat kimse cevap vermiyordu, belirli peryotlarla tekrar aradı fakat cevap veren yoktu. O gece yola koyuldu ve sabaha doğru evin onune vardı. Arabadan indiğinde Jud’un evinin kapısının acık olduğunu farketti ve başına birşey gelmiş olabileceğini duşunup iceri girdi. Giriş katını dolaştı fakat kimse yoktu. İkinci kata cıktı ve mutfağın kapısının acık olduğunu farketti. Mutfağa gittiğinde Jud Crandall’ın olu vucudunu gordu. Cesedin yanında Gage duruyordu. Gage annesini gorunce elleri arkada annesine doğru koşmaya başladı ve yanına geldiğinde elindeki neşter ile boğazını kesti. Jud’u da Gage oldurmuştu. Neşteri ise kendi evlerine gidip babasının cantasından almıştı. Louis sabah kalktığında Jud’un kapısının onundeki arabayı gordu ve icinde bir kuşku oluştu. Aşağı kata inip dort şırınga icine morfin doldurdu ve bu arada cantasında neşterinin bulunmadığını farketti. Jud’un evine doğru hareketlendi. şırıngalardan bir tanesi ile Church’u oldurdu ve yoluna devam etti. Jud’un evine girdi ikinci katın mutfağına geldiğinde adeta şok olmuştu. Jud ve karısı yerde olu olarak yatıyordu. Bir sure karısına baktı ve sonra mutfaktan cıktı. On metre ilerisinde Gage elleri arkasında babasına doğru yaklaşıyordu. Louis Gage’in elini yakaladı ve şırıngaların ikisini oğluna sapladı. şırıngalardakimorfin miktarı cok fazlaydı ve Gage hemen oldu. Bu arada Louis cesedin hayvan mezarlığına ne kadar gec gomulurse o kadar cok zararlı olduğunu farketti. Karısını dışarıya cıkarıp evi yaktı. Vakit kaybetmden karısını hayvan mezarlığına goturdu ve gomdu. Sabah olduğunda eski karısı geri donmuştu.

  3. #3
    KARA KULE
    Rolan adlı silahşor bir gun ruyasında eskiden onun cocukluk donemlerinde ortaya cıkan catışmaları ve bu catışmalar sonrasında oluşan savaşları gorur bu savaşlar sonunda o gunden bu gune geriye sadece uc şey kalır.Silahşor,siyahlı adam ve kara kule bu kara kule nerde olduğ bilinmeyen lanetli bircok kişinin olumune sebep olan yerdir ancak bu yerin dev bir colun sonunda olduğu tahmin edilmektedir fakat bu dev colun bugune kadar kic kimsenin aşamadığı bilinmektedir Rolan aynı ruyada siyahlı adamın babasını oldurduğunu ve sonra o kara kulede sakladığını orada yaşadığını gorur o ruydaan sonra Roland bunun gercek olduğunu gercektende babasının o siyahlı adamın oldurduğunu zanneder ve o gunden sonra silahşor siyahlı adamı aramaya başlar fakat nerde olduğunu bilmeden .Silahşor yola koyulur ve kendini dev bir colde bulur .Kilometrelerce uzanan dev bir duzluk sadece etrafta şeytanotu kumeleri gorunmekte ve arada sırada karşılaşılan mezar taşlarını andıran levhalar yonu belirtmekte.Silahşor bu colde siyahlı admı bulmaya calışır o siyahlı adamı bulup ondan babasının ocunu almak ve onu yok etmek ister .Ancak bu colude aşmak o kadar kolay değildir .Ve yollarda karşısına bircok engeller cıkar.Bu engelleri silahşorun bulmaya calıştığı Marleyn yapar bu gucluklerin hepsi korkunc olaylardır .

    colde gunlerce tek başına yurur.Bitkin duruma duşer.Bazen colde gunlerce uyuyakalır.Kendine geldiği zamanlarda hep yola devam der.Birgun siyahlı adamın izine rastlar ve onun colde olduğunu anlar .Bir kahinin silahşore bu yolda devam etmesini onun doğru yolda olduğunu soyler.Silahşor kahini dinleyerek yola devam eder .Silahşor colun sonlarına doğru yaklaştığını hisseder.Bu colun arkasındada Karakulenin olduğunu ve oradada siyahlı adamı bulacağını tahmin eder . ileride bulutların uzerine uzanan dev bir kulede siyahlı adamın golgesini gorur oranın karakule olduğunu anlar ve kara kulede karşılaşırlar silahşor siyahlı adamın her turlu engellerine karşı cıkar ve onu yakalar .Etrafta yığılı kuru kafalar bulunmaktadır.Silahşor siyahlı adam ile diyaoloğa girer ona başına gelenleri anlatır.Onu oldureceğini ve karakuleyi bulacağına yemin ettiğini soyler.Sonunda tam siyahlı admı oldurecekken bir anda siyahlı adam cubbesinin icinde sırıtan bir iskelete donuşur.Kemiklerle dolu o mezarlığa bir yenisi eklenir Roland onu kendisi olduremediği icin cok uzulur fakat sonunda silahşor amacına ulaşır .O gune dek daha kara kuleye yaklaşan bile olmamasına rağmen Roland karakuleyi bulmuştur.

  4. #4
    Yeşil Yol

    Acımasız katillerin bulunduğu Could Mountain hapishanesinin E bloğuna hoş geldiniz. Buradaki mahkumalr ‘Yaşlı Sparky’ diye bilinen elektrikli sandaliye icin sıralarını beklerlerdi.
    Hapishane gardiyanlarından Paul Edgecombe icin butun katiller aynıydı. Ta ki John Coffey adındaki mahkumla tanışıncaya dek. Dev cusseli, cocuk kalpli bu adam Edgecombe’un hayatını değiştirecekti.
    Olay 1932’de,eyalet cezaevinin bulunduğu Could Mountain’da geciyor.İdam cezasına yargılananlar oraya gonderilirlerdi.Mahkumların Big Sparky,yani Koca Elektrikli diye şakalaştıkları elektrikli sandalye de oradaydı.Elektrik faturası hakkında şaka yapar,Mudur Moores’in karısı Melinda şukran Gunu yemek pişiremeyecek kadar hasta olduğunda gardiyanın yemeğini nasıl pişireceğiyle dalga gecerlerdi.
    Ancak o sandalyeye oturması gerekenler icin olayın komik bir yanı kalmazdı.
    E Blok’a sadece idam edilecekler gonderiliyordu.Buradaki mahkumlar umutsuz bir şekilde kendi sıralarını beklerlerdi.İkiz kucuk kızlara tecavuz ederek oldudurmek sucundan idama mahkum olan John Coffey de buraya gonderiliyor.Zamanla bu adam sahip olduğu garip gucuyle ve sineği bile incitmeyecek kadar kalbiyle dikkatleri ceker.Hayatta kaldığı kucuk sure icinde insanlara ve ayrıca tum canlılara olan sevgisini ıspatlıyor.Nezaretciler bu adamın bu kadar buyuk suc işlediğinden şuphelenmeye başlıyorlar ve yalnışlıkla idam edileceğini artık anlıyorlar.Ama artık sucu kanıtlanmış durumda ve yargı cıkartılıyor.Hapishane gardiyanlarından biri olan Paul Edgecombe olanın gerceğini oğreniyor.John Coffey’in hicbir sucunun olmadığından emin oluyor.Ama onun da elinden gelen ve yapacağı hicbir şey kalmıyor.
    Paul,cocukluğunda kiliselerde Tanrı’nın Lutfu oykullerinden bolca dinlemiş ve hepsine inanmıyordu,ama inandığı insanlar vardı.Cohn,yani o zenci mahkum,Paul’un hastalığını iyileştirince Paul’un ic dunyası alt ust oluyor.Bir iyileştirme mucizesine,Tanrı’nın gercek bir lutfuna tanık olmuştu.Onun dokunuşunu hissetmişti;tıpkı garip ve harika bir doktorun dokunuşu gibi.John Coffey’in “Yardım ettim,değil mi?”sozleri dile dolanan şarkı ya da buyu yapmakta kullanılan sozler gibi, kafasının icinde dolanıp duruyordu.
    Ama onun değil, tanrının yardım ettiğini duşunuyor.
    Burada Tanrı’nın kendisinden ne istediğini anlamaya calışıyor.O kadar
    cok istediği neydi ki, iyileştirme gucunu bir cocuk katiline vermişti? Evde bir
    kopek kadar hasta,yatakta tiriyor olması yerine koğuşta olmasını mı?
    Belki de William Wharton başka bir olay cıkarmak ister diye ya da
    Percy Wetmore’un yeni bir aptallık yapıp yine zarar vermesini onlemek icin evde değil, burada olması gerekiyordu.
    Percy’nin nefret ettiği ve oldurmeyi başardığı fareyi de diriltiyor.İcinde morfin bulunan bir suru hap verip,doktorların olmeye evine gonderdikleri cezaevi mudurunun karısı Melinda Moores’un hastalığını da iyileştiriyor.
    Neyse ki,artık John Coffey’in pamuk ciftliğinin sahibi , Klaus Detterick’in ikiz kızlarının olumunde hicbir sucunun olmadığını da bu Tanrı gucu sayesinde oğreniyor. uzuyor. cok uzuyor.
    Kitabın sonunda John Coffey’in idam edilmesi Paul’u cok uzuyor.Yine de bu
    Tanrı kendi bildiğince,hic duşunmeden,yalnızca iyilik yapan adamı kurban ettiğini duşunuyor.Ama bunun boyle olması gerektiğini anlıyor ve herkesin olum borcunun olduğunu kabul ediyor.

  5. #5
    Benı Fazla Korkutmuyo Onun KıtaPLARI 13-14 Yaslarımda Cok Okurdum Ama Fılmlerını Severım ..emegıne Saglık Neslı

  6. #6
    Emeğine sağlık guzel paylaşımın icinnn

  7. #7
    okuyan gozlerinize sağlık arkadaşlar

  8. #8
    seninde paylaşım yapan ellerine sağlık

Forum Uyarı
Sevgi.Name.Tr Sevgi ve Ask Forumlari.
Copyright ©2000 - 2015, Jelsoft Enterprises Ltd.

Theme Design by Mahmut YUM

Bir forum sitesi olan sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan sitemiz sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için İletişim linki ile bizimle iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, forum yönetimi gerekli kontrolleri yapacaktır.